Piknik deyince aklıma hep 7 yaşında iken tüm aile cümbür cemaat Pınarbaşı`na gittiğimiz hafta sonları gelir. O dönemden sonra gittiğim hiçbir yer hiçbir kalabalık o hafta sonlarının önüne geçemedi.
Hazırlık aşamasında sorumluluğumun olmamasından mı, yoksa tek enerjimi çocuk aklımla temiz hava, bol gıdaya vermemden mi, bilemiyorum ama ne mangal başını hatırlıyorum ne de karıncaların her yerde dolaşmasını…
Tek hatırladığım özgürce koştuğum ardımdan da o zamanların benim için en kıymetlisi dedemin yaptığı uçurtmamın salınmasıydı.
Kuzenimle yaptığımız uçurtma yarışlarıydı.
Geçtiğimiz hafta sonu kalabalık bir grup olarak gittiğimiz piknik yeri Pınarbaşı değildi ve üstelik ben de yedi yaşında değildim. Her ailenin bir çocuğu vardı ve yaş aralığı 1.5 ile 4 arasındaydı.
Ne yalan söyleyeyim aklıma ne uçurtma geldi, ne de kuzenim.
Ege`nin topunu köpek kaptı gitti bütün gün Rüya`nın topunun arkasında “goool” diye gezindi.
Tabi kalabalık olunca korodan şu solo cümleler ara ara da benzerleri duyuldu:
-Ay karıncalar geldi,
-Mangalın dumanı çocukların üzerine geliyor boğuldu garibanlar,
-Tuz almayı mı unuttun,
-Yok, yok ben bir yerlere peçete koymuştum,
-Ama onun bardağı pipetli,
-Dur bezini değiştirelim,
-Çişin mi geldi annecim, orası yapay göl yavrum deniz değil soyunma…
Görüntüye bakıp sesi duymasanız zannedersiniz ki yılsonu gösterisi yapılacak salonun kulisi, bir koşuşturma, bir telaş…
Eğlendik mi?
Gerçekten keyifliydi ama
Benim için piknik demek 7 yaş demek Pınarbaşı`nda süzülen kırmızı uçurtmam demek…
Sizce?
Geçen haftaya not: İyi dileklerini yollayan tüm divalara çok teşekkürler, çok daha iyiyim
Herkese keyifli hafta sonları,
Gamze
|