Bu yaz tatilinde yıllık iznimizin bir kısmını Bodrum`da geçirdik…
Geçtiğimiz haftalarda sevgili Yonca Tokbaş`ın bir yazısını okumuştum…
Yazısında meşhur Bodrum sandaletçisi Ali Güven`in öldüğünü, Bodrum sandaletlerine ne olacağını merak ettiğini yazıyordu…
Bende Bodrum çarşıya iner inmez, aldım soluğu Ali Güven`in dükkânında…
Görünürde nerdeyse hiç sandalet yoktu. Yine de “sandalet var mı” diye özellikle sordum. “Ali Güven öldü bu sebeple artık Ali Güven sandaletleri üretilmiyor” dediler. “Eğer bu isimle sandalet satıldığını görürseniz taklittir” diye de uyarmayı ihmal etmediler.
Yani artık meşhur Ali Güven sandaletçisi yok arkadaşlar… Haberiniz olsun…
Oradan devam ettik, Penguen`e… Biz buranın dondurmasına bayılıyoruz… Eğer yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim…

Gümüşlükte Mimoza adında bir restoran var… Oraya bir akşam yemeğe gittik… Böyle huzur veren bir yer var mı bilemiyorum… Yemekleri, sunumları, güler yüzleri ile mekânı ile cennet gibi bir yerdi… Herkese tavsiye ediyorum…

Oraya giderken de sağlı sollu dükkânlara girmeyi ihmal etmeyin sakın. Hele “CADI” isminde takı satan bir dükkân var ki girdiğinizde kendinizi kaybetmemeniz imkânsız adeta
Bodrum`a her indiğimizde su kabaklarından yapılan renkli tahta lambalara takılır gözlerimiz kızım ile… İnceler bakar ve almadan çıkarız… Çünkü fiyatları tam turistik Bir taraftan da esas neresidir bunun yeri diye, düşünürdük…
Gümüşlüğe gidince bunu da keşfettik Gümüşlüğe giden yolda, su kabakları iki tane dükkânda çeşit çeşitti… Hemen durduk ve fiyatlarına bakınca, inanamadık… Bodrumla yarı yarıya… Eğer beğeniyorsanız, evimde bir tane olsun derseniz, oradan alın derim…

Bodrum küçük gibi görünse de her koyunda ayrı bir güzellik saklı… Her defasında başka bir koyunu keşfediyoruz büyük bir merakla ve zevkle…
Bodrum`dan herkese kucak dolusu sevgiler…
|