Kimim ben diye düşündüm bir süre…
Sahi kimim ben!
29 yıla neler sığdırdım…
Neler öğrendim hayattan…
Neler biriktirdim içimde…
Kimler kırdı kalbimi…
En çok nelere ağladım…
Nelerin ardına saklandım…
Nasıl bir anneyim…
Düşlerimin neresindeyim şimdi?
Aynaya baktığımda gördüğüm kadın gerçekten “ben” miyim?
Kimleri, neleri seviyorum…
Hangi şarkılar beni anlatıyor…
Hangi yazarlar beni başka yolculuklara çıkarıyor…
Çizgi filmlerde bile ağlayacak kederi ben mi büyüttüm içimde yoksa o kederle mi doğdum…
Hayatın bana yüklediği sıfatlar hüzünleri de ardına mı kattı…
Ne çok soru var zihnimi kurcalayan…
Ne kadar çok ayrıntı var aslında beni “ben” yapan, yaşamla aramdaki bağı oluşturan…
Geride bıraktıklarımı sorgulamamı sağlayan ne çok şey var değil mi?
Aslında oluruna bıraksam daha kolay olacak her şey bunu da biliyorum ama beceremiyorum işte…
Aklım hep bir yerlerde takılıp kalıyor…
Oysa yüzümü geleceğe dönmenin zamanı geldi de geçiyor bile…
Farkındayım…
Ömrümün 29. Kışını yaşıyorum…
Korkunun ecele faydası olmadığını,
Yaşamın herkese eşit davranmadığını biliyorum artık…
Kalp kıran, kırdıkları kalbi umursamayan,
Çok konuşmayı marifet sayan,
Suçu daima karşı tarafta arayan,
Diline ve yüreğine söz geçiremeyen,
Patavatsızlığı açık sözlülükle karıştıran,
Sürekli keşke diyenler olmasın istiyorum etrafımda…
Çünkü bu hayat benim…
Ve ben onlara benzemekten korkuyorum…
Çok şey mi istiyorum sizce?
Alev
|