Uzun zamandır bir koşturmaca, bir telaş içinde geçiyor günlerim.
Resmen “durmayı” özledim.
Hiçbir şey yapmadan durmak hayal çünkü bu ara bana…
Suyolunu bulur nasılsa deyip akışına bırakmak en güzeli aslında değil mi?
Yapılması gereken bir dolu işi bahane edip sinemaya gitmesem, arkadaşlarımla eğlenmesem çok daha mı kolay olacak?
Hayırrrrr!
E o zaman hayal kurmakta bir sakınca yok değil mi?
En sevdiğim şeydir zaten “hayal” kurmak.
Sonra da kurduğum hayalin ardına takılmak.
Gözlerimi kapıyorum ve sonunda aylardır düşlediğim yerdeyim.
Yanımda eşim ve oğlum var…
Güneş tenimizde geziniyor, sıcak kumun üzerinde çıplak ayakla yürüyoruz.
Evettt tatildeyiz!

Buzlu kolalarımızdan bir yudum alıp laflıyoruz karı – koca…
Sohbetten sıkılınca kitap okuyoruz o da sarmazsa müziğin ritmine bırakıyoruz kendimizi…
Alper kovasını, küreğini almış denizin kenarında oynuyor.
Arada da “o” anı ölümsüz kılmak için objektife gülümsüyoruz.
Spontane gelişiyor her şey.
Herkes özgür…
Kurallara takılmak, erken uyumak, saatin sesiyle uyanmak yok!
Az kaldı…
Bu film çok yakında burada olacak…
Gel Temmuz gel…
İç dünyamız ne kadar aydınlık ve eğlenceliyse hayat çok daha güzel olur.
En başta da dediğim gibi su bir şekilde yolunu bulur!
O yüzden akışına bırakmak gerek bazen…
Hayalini kurduğumuz bir tatil diliyorum hepimize…
Sevgiyle,
Alev
|