Tebdil-i mekanda ferahlık vardır derler, inanırım.
Başladım bir kere tebdil-i mekana, daha kimse tutamadı beni.
HamaratDiva da olmak varmış serde.
Gizem ben... Annem ismimi çok severek seçmiş. İsmim gibi gizemli hiç değilim, hemen dökülür saçılırım. Eteğimdeki taşları dökmeye bir köşe daha buldum ya benden mutlusu yok.
Brüksel’e düştü yolumuz iş için… Hiçbir zaman Avrupa rüyam olmadı ama kader işte. Üstelik ufacık bir bebekle geldim buralara. Türkiye’deki güzel işimi, bakıcımı, yardımcımı bıraktım.
İnsan emeği pahalı buralarda –ki hak edilmiş bir durum- . Dolayısıyla iş başa kaldı. Hayatımda hiç cam silmemiştim mesela. Hiçbir zaman çok zengin değildik ama yine de ara sıra kendime göre lüks harcamalarım vardı, kendim kazanırdım kendim yerdim. Tek maaşla hesap yapmayı öğrendim bir süre...
Her zorluk kendimde birşey geliştirmeme vesile oldu. Eskiden canım mantı çekince annemi arardım veya bir restorana giderdim. Türkiye ziyaretini beklemektense hamur açmayı öğrendim.
Yok yok, bu güzel oluşumda ”Hamarat” kısmına girecek kadar maharetli değilim ama aştım işte kendimi.
Sonra yeter bu ev hanımlığı dedim. İşe başladım. Artık Avrupa’da ev hanımı değil herşeyi tek başına halletmesi gereken anne olmuştum. Çok ağladım oğlumu kreşe hasta yollarken. Bir baktım bünyesi inanılmaz güçlenmiş.
Annem derdi ki ’Çalışan kadının çocuğu güçlü olur üzülme’. Bir baktım sırtı yere gelmez olmuş neredeyse. Ona vurana karşı kendini gayet güzel savunurken diğer çocuklar annesine şikayeti kısa yol bilmiş. Ortada problem varsa önce çözümünü aramayı yeğlemiş bizimki. Benim çocukluğum geldi aklıma, annem geldi sonra.. Çalışan çocuğu böyle olur işte dedim içimden, aferim oğluma dedim.
Türkiye’deki ’Bakıcım beni yarı yolda bıraktı’ veya ’Annem tatile gitti, çocuğa kim bakacak ki’ sızlanmaları bana çok lüks şikayetler geliyor artık. Avunma benimki belli ama her defasında ’Evet Gizem, bu durumu da göğüsledin, Allah sağlık versin gerisi hikaye sana’ diyorum.
Bazen eşim gözlerime bakıp ’Valide Sultanlık yakıştı sana’ diyor. O da kendi kendime meydan okumaya çalıştığımı biliyor çünkü.
Tek göze alamadığım Brüksel’de iki çocuklu aile olmaktı. Ama madem söz konusu ’meydan okumak’tı, madem değişiklikten bahsediyoruz bunu da göğüsleriz dedim.
İkinci bebeğimiz yolda. Dedim ya Allah sağlık versin iki çocukla da düzene sokarız hayatı.

Diyeceğim o ki hayatıma kattığım son değişiklik de bu köşe oldu. Yeni bir köşem, yeni bir telaşım var artık. Köşeme isim arama, beni anlatan bir fotoğraf seçme heyacanım oluverdi bir anda.
Köşeme isim seçmekte zorlanmadım çünkü eşimin bana koyduğu ismi etraftan çok duyar oldum. Hatta itiraf ediyorum kendi kendime bile der olmuştum. Fotoğraf içinse çağırdım hemen arkadaşımı, Brüksel’in Diva Türk fotoğrafçısını.. Çek beni dedim. Olduğum gibi çek! Güzel göstermeye çalışma. Beni tanıyan bakınca ‘Aaaa ne de değişik çıkmışsın’ demesin.
Derken buradayım işte.
HamaratDiva hikayem de böylece başlamış oldu.
Amacım yazmak değil paylaşmak..Merak ediyorum çünkü. Her yeni insan, her yeni fikir beni çok meraklandırıyor ve eminim ki şu an o güzel platformlardan birisine daha adım atmış oldum.
Valide Sultan Gizem
|