Evet, alçak bir insanım. Hem de doğduğumdan beri. İlkokul, ortaokul hatta üniversiteden beri...
Hayatta istikrarlı olduğum tek durum kısa boylu oluşum belki de.
Hiç bir zaman sınıfın en arkasında oturamamış, beden eğitimi derslerinde sağ baştan üçüncü kişisini aşamamış, toplu fotoğraf çekimlerinde arka sırada duran arkadaşına sarılarak poz verememiş bir insanım ben:)
Kısa olmak konusunda en kabus dönem ergenlik yıllarının yaz tatili dönüşleridir. Çünkü bu yıllarda okul arkadaşların en az 5 cm uzamış olduklarından, her geçen yıl aranızda oluşacak kot farkının temelleri atılmıştır. Üstelik alt sınıflarda okuyan yeni nesil zaten sulak yerde büyüdüklerinden zebani gibi koridorlarda koşturmakta, tepenizden bakmakta ve eğer bu boy konusunu kafanıza takmışsanız sizi kederden kedere sürüklemektedir.
Nedensiz değildir sıkıntıların. Sınıfın ön sıralarında oturan ve sırf aynı boydasın diye eşleştirildiğin alakan olmayan gerzek tiplerle arkadaş olmak zorunda kalırsın. Onlar da nedense hep en çalışkan olur, hani şu defter kenarları asla kırışmayanlardan. Yazılı sınavlarda aranıza çat diye koydukları çantalarının arkasında kaybolurlar genelde.
Senin aklın arka sırada dersi kaynatan arkadaşlarında kalır dersi izliyormuş gibi yapan gözlerin öğretmeni takip ederken. Kısacık teneffüslere sığdırmak zorunda kalırsın tüm günün heyecanını sevdiğin dostlarınla.
Şimdi böyle yazınca ne dramatik bir şeymiş kısa olmak diye düşünüyor insan. Ama öyle değil tabi ki. Bunlar büyüme dönemi sancıları.
Şu an yaşanılan sıkıntılar ise tamamen farklı.
Mutfakta her an tabureyle dolaşmak ya da dolaptaki askıdan bir gömlek indirmek için en yükseğe sıçrama çalışmaları yapmak gibi. Tamam iyi de oluyor zorunlu yaptığım bu fiziksel egzersizler ama çoğu zaman kabak tadı veriyor.
Üstelik bazı durumlar var ki zıplama hoplama da kar etmiyor.
Mesela ev sakinlerinden en uzun boylu olana göre ayarlanmış olan duş aparatı.
Seyyar olan duş başlığını almaya çalışırken kaç kere kafama indiğini hatırlamıyorum bile.
Yok mudur bu duruma bir çare?
Var tabi!
Pino duş tacı.

Ne tepenize inen tazyikli suyla ne de boy ayarlamasıyla işiniz kalmıyor. Duş başlığı ile savaş da sona eriyor. Tacınızı kafanıza hortumunu ise musluğa takıp keyfinize bakıyorsunuz.
Ben hemen makarna süzgecimden ilk prototipi yapmaya gidiyorum.
Herkese köpük köpük sevgilerimle :)
Pino.
Not: Bu duş başlığı benimle aynı sorunları yaşadığını öğrendiğim sevgili Enhar için özel olarak tasarlanmıştır:) |